Monday, June 4, 2018

Masters of Scale / Brian Chesky - Co-Founder& Ceo of Airbnb

Reid Hoffman ve Brian Chesk arasında geçen mülakatta yer alan önemli noktaları girişimcilere aktarmak için bu yazıyı yazdım.


Reid: 100 milyon kullanıcıyı aşmış şirketlerin kurulmasında rol alıp çeşitli yatırımlar yaptım. İlk başta 100 milyon değil sadece bir kaç kullanıcımız vardı. Bu yüzden ilk aşamada büyük düşünmeyi bırakıp, küçük düşünün. Onlara kendiniz hizmet edin ve birer birer kazanmaya çalışın.

Facebook kurucu Mark Zuckerberg sahip olduğu 1.8 milyar kullanıcıyı elle sisteme dahil etmedi diyebilirsiniz. Çok iyi bir ürün yaptı ve kullanıcılar akın etti. Aslında tam da öyle değil.

Chesky: Y Combinator kurucusu Paul Graham ile olan konuşmamı unutamıyorum. Bize müşterin var mı, hedef kitlen kimdir gibi sorular sordu. New York'ta bir kaç kullanıcımız olduğunu söyledim. Kullanıcıların New York'ta ve sen buradasın. Bu kabul edilemez. Kullanıcıların yanına git ve onları birer birer tanı. Kendisine bizim milyonlarca müşterimiz olduğunda bunu nasıl yapacağımı, bunun çok doğru olmadığını ilettim. Graham ise, iş büyüdüğü zaman bunu yapamayacağını ve bunu yapmanın belki de tek zamanının şu an olduğunu iletti.

Reid: Graham'ı dinlediler ve müşterilerinin yanına gittiler.

Chesky: Müşterilerimizin evine fotoğraf çekme bahanesi ile gittik. Paramız olmadığı için profesyonel fotoğraf çekme hizmetini  biz yapacaktık. Onlarla zaman geçirdiğimizde, neleri sevip, neleri sevmediğini çok iyi öğrenmiş olduk. Onlara sorular sorduk ve gelen cevaplar bizim için çok öğretici oldu.

Reid: Bu sorulardan çok özel bir deneyim oluşturdular.

Chesky: Evlerine gelen ziyaretçilerle ilgili bazı huzursuz oldukları konular olabileceklerini ilettiler. Onların kim olduklarını bilmediklerini söylediler. Bir profil sayfası olursa, o sayfada neler istersiniz diye sordum. Ziyaretçinin fotoğrafının olmasını; nerede çalıştıklarını, hangi okulda okuduklarını bilmek isteyeceklerini ilettiler. Üye yorumlama sistemi, müşteri desteği gibi konular hep bu konuşmalardan ortaya çıktı. Kullanıcılarımız ile buluşmadık, onlarla bir kaç gün yaşamış olduk.

Reid: İlk müşterilerinizden çok detaylı geri bildirim almak çok genel bir durumdur. Eğer ilk kullanıcılarınız ürünü çok sevip, çok heyecanlandığını söylemiyor ise, doğru yolda olmayabilirsiniz. Tutkulu geri bildirimler, ürününüzle gerçekten ilgilenen ve ihtiyacını gören birilerinin olduğuna işaret eder. Chesky şu andaki ürünler ilgili sorular sormak yerine, kişilerin hayallerindeki ürünün tarifini  almıştı.

Chesky: Kişilere şu anki üründe neyi daha iyi yapabiliriz diye sormadım. Onlara bu ürünü çevrendeki herkese anlatman için neler olmasını isterdin diye sordum. Bu sayede daha büyük düşünmeye başladılar. Diğer türlü ufak şeyler söyleyeceklerinden korkuyordum.

Reid: Burada şöyle bir ikilem ile karşılaşıyoruz. Hangi müşterileri dinlemeliyiz ve hangi söylediklerini değerlendirmeliyiz. Her söyleneni dikkate alırsak, yanlış bir yöne doğru gidebiliriz. Burada bizim için önemli soru; hangi talep bizi çok daha fazla kitleye ulaştıracak, hangisi sadece ufak bir ayrıntı olarak kalacak idi. Örneğin Linkedin üzerinde bir grubun teorisine göre, herkesin herkesle bağlantısı olması gerektiğini düşünülmüştü. Fakat bu çoğunluğun istediği bir şey değildi. Çoğu insan meşguldü, kimisi ünlü idi ve bunu yapmak istemeyeceklerdi. Eğer biz onların dediğini yapsaydık, bugün Linkedin olmayacaktı.

Chesky: İnsanların kullandıklarında viral olabilecek bir hale gelmek istemiştik. İnsanlar çok memnun oldukları hizmet hakkında birbirlerine tavsiye verirler. Örneğin rezervasyon yapıp, kapıyı çaldığınızda kapıyı kimse açmaz ise bu 1 yıldızlık bir deneyimdir. Sizi 20 dakika bekletip sonra kapıyı açarlarsa bu 3 yıldızlık deneyimdir. Kapıyı çaldınız, birisi kapıyı açtı ve sizi içeri davet etti ise bu 5 yıldızlık bir deneyimdir. Bu durumu herkese anlatmazsınız, sadece bazı arkadaşlarınıza anlatabilirsiniz. Peki 6 yıldızlık deneyim nasıl olur. Kapıyı çaldınız, Reid hoşgeldin diyerek kapıda karşılandınız. Size etrafı gösterdi. Masada ufak bir hediye vardı. Dolabın, tuvaletin, banyonun yerini gösterdi. Bu 6 yıldızlık bir tecrübedir ve kişiler burayı otelden daha fazla sevdim diyebilir. Kesinlikle burayı sevdim ve bir daha kullanacağım diyebilir. Peki 7 yıldızlık deneyim nasıl olabilir? Kapıyı çaldınız. Reid hoşgeldin denilip içeri alındınız. Burası mutfak dendi. Sörfü sevdiğinizi biliyorum, sizin için rezervasyon yaptırdık. Kapıda arabam var, onu istediğiniz zaman kullanabilirsiniz. Şehrin en iyi restoranında sizin için rezervasyon yaptım. İşte bu durumda beklentilerin ötesine geçmiş olursunuz.

Reid: Yıldız eklemek Chesk'yi çok heyecanlandırıyor. Bu aslında bir zihin geliştirme pratiği. Hadi şimdi 10  yıldız deneyimini hayal edelim.

Chesky: Uçaktan inerken 5000 tane çocuk ismimi taşıyan pankartlarla ülkemize hoşgeldin yazıyorlar. Evin önüne geldiğimde benim adıma düzenlenen bir basın toplantısı yapılıyor. Bu gerçekten ezber bozan bir deneyim olacaktır. 11 yıldızlı durumda ise Elon Musk havalimanında ve ben gelip size, uzaya mı gidiyorsunuz diyorum. 10 yıldız ve üzeri çok gerçekleştirilmesi mümkün olmayan durumlar. Ancak bunun pratiğini yapmaya başlayınca, kapıda karşılama yapmaktan, uzaya göndermeye kadar olan aralıkta, işinize yarayabilecek durumları düşünmeye başlıyorsunuz.

Reid: Orta yolu nasıl bulacağız. Girişimciler, en iyi ürünü yapmaya mı çalışmalılar? Gerçek dünyada işler böyle mi yürüyor?

Chesky: Önce yeterince iyi bir deneyim tasarla ve deneyimin eriştiği kişi sayısını büyüt.

Reid: Örneğin Elon Musk Mars'a gideceğini söyledi. Muhtelemen Mars üzerindeki işlenmemiş enerji ve onunla ilgili bir sorunu çözmek için böyle bir işe girişti. Karşısına gelen ilk sorun bir roket yapılması oldu. Sonrasında bu roketler için bir iş modeli oluşturması gerekti. Bu durum, uydularla çözülecek diye düşünülüyor. Akabinde uydular tarafına yönelme gerçekleşti. Başlangıç için ne kadar iyi bir ürünün olduğunu nasıl biliyorsun? Bu durumda ilk adımlar sonucu ortaya çıkan ürün mükemmel değildi. Her şeyi kendi elleri ile yaptılar.

Chesky: Bizim için şöyle bir söylem var. Her işi kendi elinle, senin için baş ağrıtacak bir hale gelinceye kadar yapmalısın. İlk aşamada evlerin fotoğraflarını biz çekiyorduk. Bu bizim için bir yerden sonra sürdürülemez hale gelince, bir tane fotoğrafçı bulduk. Sonrasında sayıyı artırdık. Bunları Excel üzerinden takip etmeye başladık. Bu da baş ağrısı olmaya başlayınca, bunun için bir stajyer işe aldık.

Reid: Müşterilerden gelen talepleri iyi analiz etmek ve anlamak oldukça önemli. Örneğin Kayak web sitesinin kurucusu olan arkadaşım, müşteri hizmetleri numarası olarak, kendi cep telefonu numarasını kullanmıştı bir süreliğine.

Reid: Başka bir arkadaşım New York'ta başarı için kıyafetler isimli bir organizasyon başlatmıştı. Kişilerin iş görüşmelerine giderken giyeceği kıyafetler ile rahat hissetmesi, iyi görünmesi ve başarılı sonuç almalarının bununla ilgili olduğuna odaklanmıştı. Bu işe apartman dairesinde başlamıştı. Bir süre sonra farklı yerlerdeki kişiler arayıp, bu işi kendi eyaletlerinde yapmak istediklerini söylediler. Şu anda ise 145 farklı bölgedeki iş ortağı ile işini büyütmüş durumda.

Chesky: Bir işi büyütmek; analitik, operasyon, teknoloji gibi konularda derin bir odaklanma gerektirirken, deneyim tasarlama ise; insana dokunmak, onu anlamak ve iki uç arasındaki iletişimden geçmektedir.

Chesky: Bir süre sonra uluslararası bir şirket olduk. Şirket yatırım aldı ve milyar dolar değerlemeye ulaştık. Bunun akabinde 7/24 müşteri hizmeti kurma, güvenli ödeme alma, insanların kimliklerini doğrulama ve güvenliklerini sağlama gibi ihtiyaçlarına odaklanmamız ve çözmemiz gerekti. Bununla beraber şirkete yeni insanlar alma ve onları yönetme ihtiyacı oluştu. Bununla beraber bir yönetim takımı kurduk. Bu yapıyı kurmak ise oyunu farklı bir seviyede oynamak anlamına geliyordu.

Chesky: Bir sektörü yeniden keşfetmek istiyorsanız, bunu o sektörün içindeki kişiler ile yapmanız oldukça zor. Bunu dışardaki bir sektörden ama sizin sektörünüze de dokunan birileri ile yapmanız daha olasıdır. Bizim seyahat sektörü için bulduğumuz alan sinema idi. En iyi seyahatler ve hikayeler filmlerde işlenmekte idi. Bunun için Pixar şirketinden bir senaryo yazarı işe aldık. Kendisinden Airbnb ile ilgili bir senaryo yazmasını rica ettik. Yazdığı 2 saatlik film senaryosunun 20 dakikası ev içerisinde geçmekte idi. Diğer konular havaalanında, evin dışarısında, arkadaşlarla birlikte geçmekte idi. Sonrasında bu deneyimi yaşatmak için bir kişi bulalım ve bunu deneyelim dedik.

Reid: Chesky bir kişinin deneyimini ele alıp, onu çok iyi hale getirmek, ondan öğrenerek bunu daha büyük kitlelerer uygulamayı düşünmüştü. Bu sayede de bir çok şey öğrenecekti.

Chesky:  Londra'dan Ricardo diye biri ile bu deneyi yaptık. İlk deneyim pek iyi değildi. Buluşma yerine kendi başına geldi, kulaklık ile müzük dinliyordu  ve kimse ile konuşmadan Alcatraz'a gitti. Ekonomik bir otelde kaldı. Tek başına bir bara gitti  ve kimse ile konuşmadan vakit geçirdi. Ricardo içine kapanık birisi idi.

Chesky: Sonra Ricardo'yu tekrar çağırdık ve kendisi için bir seyahat planlamak istediğimizi ilettik. Hikaye yazarı arkadaşımız bunun için özel bir senaryo çıkarttı. Onu havalimanından aldık. Partilere katılmasını sağladık. Onun için güzel restoranlarda, güzel manzaralı yerler ayarladık. Onu gece gizemli bisiklet turuna götürdük. Seyahatin sonuna geldiğimizde kendisini görme şansım oldu ve nasıl geçtiğini sordum. Çok iyi geçtiğini söyledi ve ardından ağlamaya başladı. Ağlarken, hayatımın en iyi tatili idi dedi ve bana sarıldı. Kimse Ricardo için uçtan uca, filmlerde görebileceği gibi, böyle bir tatil planlamamıştı. Bu sayede bir kişi için ideal seyahat senaryosunu kanıtlamış olduk. Hemen ardından bu durumu 100 milyon farklı kişi için yapıp, büyütebilir miyiz sorusu aklıma geldi.

Reid: Chesky'nin bu durumu keşfi sonrası hemen analitik düşünce yapısına geçtiğini görüyoruz. Mükemmel bir deneyim için bunu alt parçalara bölme ve büyütme konusundaki sistematik yaklaşımı oldukça önemli.

Chesky: Yeni bir şehre gittiğinizde ilk 2 gün içerisinde, çevrenizdeki insanlar tarafından bir hoşgeldiğiniz etkinliğinin olması çok iyi olur. İkinci veya üçüncü günden sonra konfor alanınızdan dışarı çıkmanız gerekiyor. Aksi halde o tatil sizin ilerde hatırlamayacağınız bir hale gelecektir. Bu durumda yeni bir şey denemeniz, sizi unutulmaz bir deneyim yaşatabilir. Film karakterleri de böyle değil mi? Sıradan bir hayatla başlıyorlar. Belirli bir eşikten sonra yep yeni, çok farklı bir yenilik ile hayatları değişiyor. Bunun için ufak bir takım kurduk ve Airbnb Trips ortaya çıktı.


Kaynak: https://mastersofscale.com/brian-chesky-handcrafted/











Sunday, May 13, 2018

Zor Şartlar ve Üretkenlik - Tarihte Büyük Güçlerin Yükselişi 2 Hollanda

Çin uluslararası tv şirketi tarafından hazırlanan ve bazı ülkelerin geçmişlerini içeren bir belgesel serisine denk geldim.

İlk izlediğim belgesel ise Tarihte Büyük Güçlerin Yükselişi 2 Hollanda idi. Çok ilginç ve günümüze uyarlanacak bir takım dersler içeriyordu.



Hollanda, 1500 lü yılların son dönemlerinde  İspanya kralına bağlı olarak  yönetilen bir ülke idi. Bir süre sonra İspanya kralı bir takım icraatlarda bulundu. Hollanda'yı İspanya'nın ayrılmaz bir parçası ilan etti. Siyasi yapılanmayı değiştirdi. Hollanda'ya yeni bir vali atadı. Bunların hepsi Hollandalılar tarafından kabul gördü. Ne zaman İspanya Kralı, Hollanda halkının para kesesine el atmaya başladı, o zaman halk ayaklanma gösterdi ve buna razı olmadı. Ardından bir direniş ve ayaklanma başladı. İspanya Kralı ilk aşamada 6 yıldan kısa bir süre içerisinde 150 bin Hollandalı'yı öldürttü. Bunun ardından Hollanda şehirleri birleşmekten başka bir çözüm olmadığı gerçeği ile yüzleşti. Hollandalıların birleşmesi ve İspanya Kralı Philip'in diğer Avrupa ülkeleri ile de savaşırken gücünü kaybetmesi, ibreyi Hollanda lehine çevirdi.

Hollandalılar bu arada ülkeyi yönetmek için yetkiyi Britanya kraliçesi 1. Elizabeth'e vermek istediler. Hollandalılar için ticari çıkarlar, siyasi konulardan daha önde gelmekte idi. Fakat 1. Elizabeth'in Hollanda savunması için istediği bütçe İspanya Kralı'nın istediği bütçeden daha fazla olunca yine anlaşma olmadı. 7 şehrin tüccar elitleri bir araya gelerek Hollanda'da Cumhuriyeti ilan etti. Bu bir nevi aile şirketi gibi görülmekte idi. Bunun ardından Hollanda'nın ayakta kalmak için yeterli kaynağı yoktu. Bağımsızlığı kazanmadan önce İspanya ile yapılan ticaret, en büyük gelir kalemlerinden birisi idi. Ardından, İspanya Kralı ile yaşanan olaylarla beraber, İspanya kralı bütün limanları Hollanda gemilerine kapattı. Hollanda için ekonominin can damarı kesilmiş oldu. Yeni kurulan cumhuriyet bu zor durumdan nasıl kurtulacağını kısa sürede buldu. Hafif gemilerini dünyanın diğer ülkelerine  göndermeyi planladılar. Ancak, bunun için ise büyük bir kaynak gerekli idi. Hollanda Doğu Hindistan şirketi dünyada o zamana kadar benzeri olmayan bir yapı ile kuruldu. İlk müşterek holding şirketi idi. İnsanlar şirket binasına gelip, ne kadar verdiklerini yazdırıp, bunun karşılığında hisse senedi aldılar. Bütün toplumdan finansal rakam toplanmış ve dışa yayılmak için gerekli kaynak oluşturulmuştu. Bunun genel nedeni insanların zengin olma isteği ve hükümetin de bu şirketten hisse alıp, insanlara güven vermesi idi. Bunun ardından ise ilk banka, yine Hollanda'da kurulmuş oldu.

Zor durumlarda ve kısıtlı kaynaklarda insanların üretkenliği artabilmekte, insanlar bunu doğru yere yönlendirip, çok başarılı işler çıkarılabilmektedir. Belki yeni buluşlara bile sebebiyet verilmekte idi.

Belgeselin tamamı


Friday, April 27, 2018

Çocuklara Fen Derslerini Sevdirme

Tyler DeWitt fen derslerinin eğlenceli ve ilgili hale gelebilmesi için güzel bir konuşma yapmış. Burada klasik sistemllerin neden insanları sıktığını ve hangi yöntemlerin ilgi uyandıracağını anlatıyor.

Anlatıma eğlence katma ve hikayeleştirme en önemli konular olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklarınıza fen ve matematik derslerini sevdirmenin püf noktalarını bulabilirsiniz.




Wednesday, April 25, 2018

Çocuklar ve Motivasyon



Dan Ariely'ye gelen sorulardan birisi:

Paula:

Oğlum 4. sınıfa gidiyor. Geçtiğimiz günlerde yanlışlıkla başka bir çocuğun ilerleme raporu çocuğumun posta kutusuna geldi. Bunun ardından şunu düşünmeye başladım. Eğer çocuklara kaza ile sahte olarak kendisinden biraz daha iyi durumda olan çocukların raporu gönderilse, bu onların daha sıkı çalışması için motivasyon kaynağı olur mu?

Dan:

Bu düşündüğün yöntem çok yaratıcı ve hoşuma gitti. Eğer insanlara ve çocuklara diğerlerinin biraz daha iyi yaptığını iletirseniz, onları motive edersiniz. Fakat burada kritik olan konu, biraz daha iyi yapmasıdır. İnsanlara elde edilemeyecek veya çok zor elde edilecek hedefler vermek iyi sonuçlar vermez iken, erişilebilir hedefler vermek çok daha iyi olur.



Tuesday, April 17, 2018

Kitap Özeti: Bebeğinize Fransız Kalın - Pamela Druckerman (Marshmallow Test)



Kitap her çocuğu olan ailenin okuması ve üzerine düşünmesi, sorgulaması gereken nitelikte. Amerikan tarzı Türk tarzı ile oldukça benzerlik gösteriyor. Fransız tarzı ise bunlardan oldukça farklı. Kitabı herkese tavsiye ediyorum ve önemli olduğunu düşündüğüm bazı konulara aşağıda yer veriyorum.

Fransızlar, bebeklerin beşiklerinde ağladıkları zaman hemen kucağa alınmamasını ve bir süre gözlemlenmesini öneriyorlar. Normal insanın bile gece uykusunun kısa aralıklarla açıldığını ve sonra devam ettiğini, bebeklerin de benzer bir durumda olabileceğini düşünüyorlar. Ek olarak ise bebeklerin de insanlar gibi belirli bir süre açlığa katlanabileceklerini düşünüyorlar. Burada amaç bebeği sürekli ağlatmak değil, ağlaması sonrası bir süre gözlemde bulunmak ve oluşacak duruma göre müdahelede bulunmak ya da bulunmamaktır. Müdahalede bulunulacaksa bile her bulunulan müdahele sonrası sürenin açılması, çocuğun bekleme alışkanlığını kazanmasını ve sabretmesini sağlıyor.

Walter Mischel 1960'ların sonunda Stanford Üniversitesinde yaptığı Marşmelov testi ile ünlü. Testte bir görevli 4-5 yaşlarında çocukları bir odaya götürüyor. Masanın üzerinde bir tane marşmelov bulunuyor. Eğer çocuk, görevli odadan çıkıp, geri gelene kadar marşmelovu yemezse, döndüğünde ona iki marşmelov verilecek. Eğer yemişse, sadece o yediği onun olmuş olacak.

Bu oldukça zor bir deney. Altmışlı ve yetmişli yıllarda 653 çocuk içerisinden sadece üçte biri, görevlinin orada olmadığu on beş dakika boyunca marşmelovu yemeden durabiliyor. Bir kısmı yalnız bırakılır bırakılmazken yerken, büyük bır kısmı sadece otuz saniye bekleyebiliyor. 1980 lerin ortasında Mischel deneyi uyguladığı çocukları yeniden ziyaret ederek bekleyebilenlerin, diğerlerinden iyi veya kötü bir farkı olup olmadığını görmek istiyor. Meslektaşları ile birlikte ilginç bir bağlantı gözlemliyorlar. Dört yaşında iken marşmelovu yemekte en uzun süre direnenler, diğer bütün alanlarda bugün daha başarılılar. Konsantre olmak ve muhakeme yapmak gibi beceriler bekleyen çocuklarda çok daha ileride. Yayınladıkları rapora göre, stres altında dağılıp, parçalanma eğilimleri yok.

Burada Fransızların  yaptığı gibi hazzı erteletmek onları daha sakin ve soğukkanlı yapıyor olabilir mi? Amerikalı çocuklar ne isterse hemen elde ettiklerinden dolayı mı strese karşı dayanıksız yetişiyorlar? Ne zaman Amerikaya gitsem,günlük hayatta sürekli ağlayan, çığlık atan çocuklar görürken, Fransız çocuklar istedikleri olmadıklarında bile daha sakin görünüyorlar.

Burada tavsiye olarak verdiği şey ise, marşmelova odaklanmak yerine, başka şeylere odaklanmak ve dikkatini başka şeylere vermek. Fransızların ise bebeklerinin beklemeyi öğrenmeleri için, onlara fırsat verdiğini düşünüyor.




Bebekler yemek yemediği zaman şu yöntem işe yarayabilir.

a) Yemekleri farklı şekillerde pişirebiliriz. Buharda, fırında, baharatlı, yoğurtlu gibi seçenekler sunabiliriz.
b) Aynı yaş grubundaki arkadaşların yemekleri yemesi, sizin çocuğunuzun da yemesini sağlar.
c) Yetişkinler bile sevmedikleri yemeklere sık bir şekilde maruz kaldıklarında, o yemeği yemeye başlıyorlar. Çocuklar bir şeyi yemedikleri zaman onun yerine başka bir şey vermemeli, önermemeliyiz. Farklı zamanlarda aynı yemeğin farklı türlerini karşısına çıkarmak işe yarayabilir. Tekrarlı şekilde aynı yemekleri ve sebzeyi sunmalı, pes etmemeliyiz.
d) Diğer seçenek ise ne yiyeceğinin sorulmaması ve herkesin aynı şeyi yemesi.Yemekte bu var denilip, bitirip bitirmemesi kendi seçimi olarak bırakılmalı.
e) Yemek yapma işine onları da katıp, eğlenceli hale getirebiliriz.
f) Yemek süresini kısa tutmalı ve 30 dk yı geçirmemeliyiz. En kötü tadına bakması sağlanmalıdır.

Yemek, başka bir şey yapmadan ve beraber vakit geçirilen bir etkinliktir. Çocuklar tv izlerken, koltukta, bilgisayara bakarken yemek yenilmemelidir.

Fransız ailelerin bebeklerine karşı nasıl daha otoriter olduklarınının sırrı daha ikna edici ve sert bir şekilde hayır demelerinde gizlidir. Bu hayır cevabı ses yükselmesi anlamına gelmemektedir.

Fransada çocuklar belirli kurallar çerçevesinde yetiştiriliyor. Örneğin Alice'ye vurma demiyor, Alice'ye vurmaya hakkın yok deniliyor. Bu sayede çocuk başka şeylere hakkının olabileceğini de düşünüyor.

Diğer konu ise onaylamıyorum lafı oluyor. Örneğin hayır demek yerine, bezelyeleri yere atmanı onaylamıyorum deniliyor. Bu laf hayır demekten daha fazla anlama gelmektedir.

Çocuklara otorite kurmak için ise biraz vakit verip, şans  tanımak gerekiyor. Örneğin elinde bıçak olan çocuğa, onu bırak diyor. Ardından 5 saniye sonra onu hemen bırak diyor. Çocuk hareket etmiyor. 15 saniye sonra daha ciddi bir tavırla onu hemen bırak, 10 saniye sonra ise anlıyor musun diyor. Çocuk bıçağı masaya bırakıyor ve sonra annesi aferin diyor. Sonrasında ise bıçağın tehlikeli olduğunu ve kendini kesebileceğini söylüyor.

Amerikalı çocuklar, yaptıkları en ufak şeylerde bile övgü alıyor. Fransada ise övmek çok zor gerçekleşiyor. Bir çocuğu sürekli övmek, onu övgüye bağımlı hale getirebilir. Bir süre sonra kendini iyi hissetmek için, başkalarının onayına ihtiyaç duyabilirler. Sonuçta nasıl olsa övüleceğim düşüncesi de oluşabilir.

Tuesday, April 10, 2018

Ne Diyoruz Ne Anlıyoruz - Kıskançlık

Programda konuşulanların kısa bir özetini geçmeye çalışacağım;

Kıskançlık kelime olarak kısmak ile ilgilidir. Gıpta etmek, haset etmek, öykünmek gibi farklı şekilleri vardır. Kıskançlık genel anlamda olumsuz anlamda kullanılmaktadır. Gıpta etmek ve öykünmek ise olumlu anlamdadır. Kıskanma elimizde olmayan bir şeye sahip olmak, elde etmek anlamında da kullanılabilir.

Süleyman'ın huzuruna iki tane kadın gelir. Bu iki kadın da yakın yerde ve aynı zamanda çocuk doğururlar. Bu kadınlardan biri uykuya dalıp, çocuğunun üzerine kapanır ve çocuk ölür. Bunun ardından, çocuğu ölen kadın ölü olan çocuğunu, diğer uyuyan kadının çocuğuymuş gibi onun yanına koyar ve canlı çocuğu alır. Sonrasında ise Süleyman karar vermek durumunda kalır. Süleyman ise çözüm olarak, sağ kalan çocuğu ortadan ikiye ayırın ve iki tarafa bir parçasını verin der. Bu durumda gerçek anne hemen atlayarak, hayır diye itiraz eder. Sessiz kalan kadın; kıskançlık ve bende yok onda da olmasın mantığı ile sessiz kalır. Bu durumda gerçek anne ve sahte anne ortaya çıkmış olur. Burada kıskançlık duygusu ile çok zor bir konu çözüme kavuşmuş olur.

Kıskançlık duygusunun dışarı nasıl vurulduğu da önemlidir. Diğer kişiye zarar verecek boyutlara getirmek yerine, eksik ve yetersiz olduğum özellikleri nasıl giderebilirim, diğer kişi neler yaparak bu duruma geldi diye düşünüp, biz neler yapabiliriz diye düşünmek faydalı olacaktır.

Jealous kelimesi kıskançlık, envy kelimesi ise haset etmek anlamında kulanılmaktadır. İngilizce etimoloji anlamında bu farkı bilmemiz iyi olur. Kıskandırmak kelimesi ise İngilizce dilinde direk bir kelime olarak bulunmamaktadır. Bu durumun bizde olup, onlarda olmaması kaynaklı olabilir. Teşhircilik ve gösteriş daha fazla doğu toplumlarında görülmektedir diye düşünüyoruz.

Mahremiyet Anadolu'da toplumsal olarak kıskançlık ile korunur. Kendimizde olanı, dışardakilerden gizleme dürtüsü ile korumaya çalışabiliriz.

Haset; kişinin yetersiz olduğu konuların, kendisinden daha fazla şeye sahip olan kişi üzerinde; niye onda var da bende yok düşüncesinin bulunmasıdır. O ne yaptı bunu elde etmek için, ben ne yaptım bunu elde edememek için, sorusunu sormuyoruz. Bu soruyu sormak, bizi doğru yere kanalize edebilir. Bende ne eksik, bunu nasıl gidebilirim diye düşünmeye başlarsak, kişisel gelişime yol açabiliriz.



Sunday, April 8, 2018

Inside The Tornado - Geoffrey Moore Kitap Özeti

Kitap Crossing the Chasm ile bazı benzerlikler göstermekte ve pazarlama konularını ele almaktadır.


Compaq firması sıfırdan bir milyar dolarlık satış hacmine beş yıldan daha az bir sürede gelmiştir. Atari firması 1977'den 1982'ye kadar her yıl iki kat büyüyerek 50milyon$ gelirden 1.6milyar$ gelire ulaşmıştır. Bu firmaların ve benzerlerinin sırrı paradigma kayması olarak adlandırılır. Yeni bir ürün kategorisinin ortaya çıkması ve tahmin edilemeyen faydalar sağlanması ile bu tür başarılar elde edilmektedir. İnsanlar yeni bir ürünü kullanmaya kolay kolay başlamazlar ve alışkanlarınlarından vazgeçemezler. Belirli bir kitle ise bu ürünün kullanıldığını görmeden bu yeni ürünü kullanmaya başlamazlar.

İş dünyasında çok hızlı değişiklikler olmakta ve biz kendimizi bu durumlara göre ayarlamalıyız. Pazarlama kitlelerini şu şekilde adlandırabiliriz;

1. Innovators: En son teknoloji ile gelişmeleri takip edip, en yeni ürünleri hemen kullanmayı sevenler. Pazarlama açısından bu kişilerin parası yoktur ama diğer insanları etkileme gücü vardır.

2. Early Adapters: Vizyonerler olarak adlandırılırlar. Eski alışkanlıklarını bırakıp, yeni ürünlere kolay geçebilirler. Bu kişilerin parası vardır.

3. Early Majority: Toplu teknoloji satın alımı yaparlar. Alacakları ürün kendini kanıtlamış ise kullanırlar.

4. Late Majority: Tutucu kişilerdir. Fiyata hassas, çok talepkardırlar. Basitleştirilmiş sistemleri kullanırlar.

5. Laggard: Şüpheci kişilerdir. Teknoloji ürünleri için büyük potansiyel olarak gürülmemelidirler.


Pazarlama stratejisi olarak ürün pazarda kabul gördükten sonra elimizdeki niş alanları birer birer çoğaltmamız ve daha büyük kitlelere ulaşmamız gerekmektedir. Pazarda pragmatist olan kişiler pazar lideri olan firmaların ürünlerini kullanmak isterler ve ürünlerde hata olsa bile daha fazla ödemeyi göze alırlar.

Niş alan seçerken iyi olduğumuz niş alandaki kişilerin verdiği referansları dikkate almak ve o kişilerin niş sektörlerine bakmak avantajlı olacaktır.